Hiç
kültürelden evrensele
hiç’in felsefik altyapısının temelini oluşturan sufi kültürünün hümanistik değerleri yerini zamanla bir geniş çemberin değerlerine; evrensel insani değerlere bıraktı. tüketimi destekleyen ana akım dalgalarından kurtulup kendisini özgün üretimin hakim olduğu bir kara parçasına atmaya başaran hiç, o gün bugündür bünyesinde gerçekleştirdiği etkinliklerin temeline insanı ve evrensel insani değerlerin özgürleştirici gücünü koydu.
tüketim – üretim
o zamanların yoğun tüketici ruhuna uyumlu olarak restorant/kafe adı altında misafirlerini ağırlamaya başlayan hiç, mânâsında taşıdığı derinliğe bağlı olarak zamanla çoğunluğun üretimden uzak tüketime yakın alışkanlıklarına hitap eden bu popüler konsepti içsel olarak reddetmeye başladı.
evrensel insanda buluşma
hiç, birbirine oldukça uzak sosyo-kültürel kesimlerden gelen insanların bir araya gelip sohbet edebildikleri, müzik yapabildikleri, kendi gelişimleri için gerekli olan özgür alanı bulabildikleri, benzersiz hayat yolculuklarını yargılanmadan birbirleri ile paylaşabildikleri, insan olmanın ortak dilini keşfettikleri bir hane haline geldi.
köklenme
kendimizi hiçhane olarak tanımladıktan, pozisyonumuzu alıp sınırlarımızı esnekliğimizi kaybetmeden belirledikten sonra gözlemlerimizi daha duru bir göz ile yapmaya başladık. Anadolu’nun Konya’sında, tasavvuf düşüncesinin merkezinde olmamızın üzerimizdeki etkilerini okuma yoluna gittik. okumalarımızı kültürel değil, evrensel temeller üzerine oturttuğumuz akleden gönlümüz ile yapmaya özen gösterdik.
alma-verme dengesi
ilk olarak parçası olduğumuz sosyo-kültürel yapının hiçhane gibi organik özellikler taşıyan yapıların gelişimi üzerinde yadsınamaz tesirleri olduğunu farkettik. hiçhane olarak ancak içinde bulunduğumuz sosyo-ekolojik sistemin izin verdiği ölçüde deneyimleyebileceğimizi, bilebileceğimizi, gelişip dönüşebileceğimizi ve yine ancak bu sürecin sonunda sistemi geri besleyebileceğimizi kabullendik. sınırların içerisinde hapsolmuş hissetmektense, sınırlara rağmen var olmaya, verdiğimizin karşılığını almanın, aldıklarımızın karşılığını vermenin dengesini kurmaya çalıştık.
bir sanat olarak; yaşamak
hiçlikle son bulması arzu edilen hiçhane’nin varoluş hikayesi çok yakında hem doğunun, hem de batının üzerinde yükselecek olan güneşi doğuracak insanların ellerindeki kalemlerle yazılmaya devam ediyor. deneyimlediğince, dilediğince ve bildiğince yaşamış olan Anadolu bilgelerinin izinde, tükettiğinden daha fazla üreterek, sanatı ilahlaştırmaktansa yaşama dahil ederek, söylenmemiş sözleri söylemeye niyetlenen hiçhane, kadim mirasların klasik değerleriyle dolu heybesini omzuna atmış, fütüristik insanın geleceğin sonsuzluğa uzanan patikasına serpiştirdiği ekmek kırıntılarını takip etmeye devam ediyor.
Geçmiş etkinliklerimizin atmosferini ve Hiçhane’deki buluşmalarımızı görmek için Instagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Her fotoğraf, her paylaşım, kalplerimizin bir araya geldiği o özel anlara açılan bir pencere…






